Genital cinsel uyarılma hakkında

Genital cinsel uyanlmanın olmamasına ya da yetersiz olmasına ilişkin şikâyetlerdir. Kişi, herhangi bir cinsel uyanm karşısmda vulva şişmesinin ya da vajinal ıslanmanın minimal düzeyde olduğunu ve genitallerin okşanması karşısmda hissedilen cinsel duyumun az olduğunu ifade edebilir. Genital olmayan cinsel uyaran karşısmda öznel cinsel heyecan yaşanmaya devam eder (Basson vd., 2003).

Kadınların cinsel tepkisi hakkındaki geleneksel kavramlaştırmada ortaya çıkan bir başka kanıta dayalı değişim, bu tepkinin son derece bağlamsal bir yapıya sahip olduğunun kabul edilmesidir (Avis vd., 2005; Bancroft, Loftus, 1996; Hill & Preston, 1996; Laumann vd., 2005; Öberg & Sröjens Fugl-Meyer, 2005). Hayvan araştırmalarında elde edilen doğal sonuçlar çok büyük ilgi uyandırmaktadır. Dişi kemirgenler cinselliğe açık olmak için sadece biyolojik bir nöroendokrin mekanizma tarafından “güdülenmezler”, bunun yerine genel durumu değerlendirmeye yönelik karmaşık biyolojik nöroendokrin mekanizmalara sahiptirler (Pfaus, Kippin, & Centeno, 2001). Dahası hem bağlamsal faktörler (örneğin yan kafesteki erkek hayvan) hem de nörotransmitter uygulaması (dopamin), östrojen seviyesi yüksek ooforektomi geçirmiş dişi kemirgenlere progesteron uygulanarak cinsel davranışta sağlanan benzer değişimleri tekrar ortaya çıkarabilir (Blaustein, 2003; Mani, Blaustein, & O’Malley, 1997). Aynca koşullu tepkiler (geçmişte verilen ödüle ait anılarla), hayvanın cinsel davranışında seks hormonu verildiğinde ortaya çıkan değişimlerin benzerlerine neden olabilir (Pfaus vd., 2001). Demek ki, cinsel tepkiyi değiştiren fiziksel/organik ve psikolojik/organik olmayan faktörler arasındaki klasik ayrımın yapaylığını hayvanlarda bile görmekteyiz.

Kadınlardaki cinsel istek ve uyarılma alanlarında, zihin ve bedenin kaçınılmaz karışımı bir hayli göze çarpar. Çok ilginç bir araştırma, cinsel doyum, uyarılma, istek ve vajinal ıslanma yetersizliğine yol açma açısından cinsel istismar ile serviks kanseri arasında belirgin bir sinerji olduğunu göstermektedir. Vazokonjestif genital tepkide fizyolojik bir bozulma olma olasılığı, serviks kanseri olup cerrahi sonrası radyoterapi ile birlikte ya da radyoterapi olmadan radikal histerektomi geçiren kadınlarda daha yüksektir. Hem radikal tedavi alan hem de istismar öyküsü olanların cinsel doyumsuzluk yüzdesi %45’tir -oysaki serviks kanseri olup da istismara uğramamış kadınların yüzdesi %28, istismar olmayan kontrol grubu kadınlarında %25 ve istismar olanlarda %31’dir (Bergmark, Avall-Lundqvist, Dickman, Steineck, & Henningsohn, 2005). Farklı etnik kökenlere sahip, perimenopoza yakın ve girmiş olan 3.000 Kuzey Amerikalı kadın arasında, istek duyma sıklığı menopoz durumu, gece terlemeleri ya da ateş basmaları ile ilişkili değil, yaşlanma hakkındaki olumsuz tutumlarla ve algılanan stresin yüksek olmasıyla bağlantılıdır bunların istek duyma ile olumsuz bir ilişkisi vardır. Aksine, yeni bir ilişkiye başlamak ve cinselliğin önemli olduğunu düşünmek olumlu yönde ilişkilidir. Beyaz kadınlara kıyasla, cinsel isteklerinin az olduğunu ifade eden Afrikalı Amerikan, Çinli ve Japon kadınlarda etnik köken ile cinsel istek arasında da daha güçlü bir bağlantı vardır (Avis vd., 2005; Cain vd., 2003). Burada tutarlılık gösteren konu, biyolojik travmaların (radikal histerektomi, perimenopozdaki hormonal değişimler) cinsel bozukluğa karşı bir yatkınlık yaratması, ama bağlamsal, kişisel, kültürel ve geçmiş deneyimlere dayanan faktörlerin sorunların varlığını ya da yokluğunu belirlemesidir.

Kadın cinselliğinin bağlamsal olması, lezbiyen ve biseksüel kadınların yer aldığı bir çalışmayla da desteklenmiştir; 8 yıllık bir takip süreci içinde, bu kadınların yarısından fazlası en azından ilk başta heteroseksüel olmayan biri olarak ortaya çıktıktan sonra cinsel kimlik etiketlerini değiştirmiştir. Genellikle bunun nedeni kendilerini tipik lezbiyen ya da biseksüel davramşlara ilişkin algılarıyla ters düşen beklenmedik ilişkilerin ve çevrelerin içinde bulmaları olmuştur. Hatta bazıları en sonunda etiketlenmemiş bir kimliğe bürünmeyi tercih etmiştir. Bu kadınların bir kısmı farklı ortamlarda farklı kadın ve erkek partnerlerle yaşadıkları cinsel duyguların çeşitliliğini tek bir sınıflandırmanın tam olarak temsil edemediğini belirtmiştir (Diamond, 2005).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>