Londra Üniversitesi uzmanları ve ünlü İngiliz tarihçiler, geçtiÄŸimiz 2 yüzyıl içinde insanları ‘birbirine yakınlaÅŸtıran’ tesadüfleri sıraladı:
James Dean’in ölümüne neden olan otomobilinin hurdası birçok kiÅŸiye felaket saçtı. Hurdayı garaja götüren tamirci, araba bacağının üzerine düşünce sakat kaldı. Dean’in arabasının motorunu satın alan bir doktor araba kazasında öldü. Doktorun kardeşı de aynı motorun sergilendiÄŸi salonda çıkan yangında can verdi. Yıllar sonra motor ve kaporta yeniden sergilendi. İlk gece, araç bir seyircinin üzerine düştü. Seyirci ağır yaralandı.
İlk tesadüf hikayesi ünlü aktör Anthony Hopkins’ten… Hopkins, George Feifer adlı yazarın “Petrovka’li Kız” adlı kitabını bulamıyordu. Yazara telefon ederek kıtabı istedi. Yazar kitabı 2 hafta sonra Londra’ya getireceÄŸini söyledi. Evden çıkan Hopkins, metroya bindi. Aradığı kitabın yandaki koltukta unutulduÄŸunu gördü. 2 hafta sonra yazarla buluÅŸan Hopkins, metrodaki kitabın, yazardan çalınan özel sayılı ilk baskı olduÄŸunu öğrendi.
Yer Amerika’nın California eyaleti. Richard Bensinger adlı emekli demiryolu işçisi, 1957′de Eureka kasabasındaki köprüde yürürken fenalaşıp öldü. 2 yıl sonra oÄŸlu Hiram, aynı köprüde başına bir kalas isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti. 6 yıl sonra Hiram’in oÄŸlu David de aynı köprüde araba kazasına kurban gitti.
Ingiltere’nin Bristol limanı açıklarında 5 Aralık 1668′de bir ÅŸilep battı.
Yalnızca Hugh Williams adlı bir yolcu kurtuldu. 1784′de aynı bölgede yeni bir kaza oldu. 60 denizci arasında yalnızca ikinci kaptan Hugh Williams kurtuldu. 1952′de aynı yerde üçüncü bir ÅŸilep battı. Kurtulan tek yolcunun adı Hugh Williams’tı.
MAKBULE ATADAN:
“Zübeyde Hanım’ın dört çocuÄŸu oldu, biri yaÅŸadı”
“Büyük pederim ve büyük validem, Selanik’e bir saat mesafedeki Langaza’da otururlarmış. Orada malları ve çiftlikleri varmış. Annem Zübeyde Hanım, bu çiftlikte büyümüş. O zaman güzel bir genç kızmış.
Bir gün yorgan kaplarken dizine yorgan iÄŸnesi batmış. İğneyi çıkartmak için hemen bir arabaya koyup Selanik’e getirmiÅŸler. İğne, doktor müdahalesiyle çıkarılmış. Ama Selanik’in havasını beÄŸenen annem çiftliÄŸe dönmek istememiÅŸ.
Bu sıralarda Selanik’te bulunan ve henüz bekar olan babam, evleneceÄŸi kızı aramakla meÅŸgulmüş. Bize naklettiklerine göre babam, annemi ÅŸahsen tanımadan evvel onu rüyasında görmüş. İşte bu sıralarda garip bir tesadüf babamı, rüyasında gördüğü genç kızla karşılaÅŸtırmış. Babam, annemi çok, pek çok beÄŸenmiÅŸ. Zaten evlenmek niyetinde olduÄŸu için derhal ailesinden istemiÅŸ. İstemiÅŸ ama, veren kim?
Büyük validem bir hayli mukavemet göstermiş.
‘Vermem, benim evlendirecek kızım yok’ demiÅŸ.
Israr etmişler, rica etmişler. Nihayet büyük validem biraz yumuşamış.
‘Sırmalı kaftan isterim, sırmalı fotin isterim, ÅŸunu isterim, bunu isterim’ demiÅŸ durmuÅŸ.
O zaman babamın maaşı sadece 3 altın lira… Bu kadarcık para ile müstakbel kayınvalidesinin arzusuna cevap veremeyeceÄŸini anlayan babam, iÅŸi baÅŸka ÅŸekilde halletmek çarelerini düşünmüş. Annemin üvey kardeÅŸini bularak kendisine yardım etmesini rica etmiÅŸ. Üvey dayım ne yapmışsa yapmış, büyük validemin de, annemin de gönlünü razı etmiÅŸ.
İşte bazı polislerin görev başında yaşadıkları birkaç olay:
Yakalanan hırsız polisten önce evinde
Polis Memuru A.Z.G:
Yaşı 35–40 arasında olan bir adam çarşıda bir kızın kolundan çantasını alıp kaçtı. Adamın peşine takıldım ve yakaladım. Adamı alıp karakola götürdüm. Görevden çıktıktan sonra evime döndüm. Daha oturduğum mahalleye yeni varmıştım ki, karakola teslim ettiğim kapkaççıyı da otobüs durağında gördüm. Meğer benim kapkaççıyı teslim etmemden sonra onun serbest bırakılması yarım saati bile almamış. Biz yakalayıp teslim ediyoruz, savcılık bırakıyor. Son yasa değişiklikleriyle beraber hırsızlar, kapkaççılar ve suçlularla artık mücadele edemez olduk. Elimiz kolumuz bağlı. Hatta bir suçluyu yakaladığımızda bize onca küfrediyor, hakaret ediyor, tekme atıyor, adamı yakalayıp savcılığa götürünce de artık suçlular alışmışlar ve savcıya ‘bu polis bana kötü muamelede bulundu’ diyerek yakayı kurtarıyor. Biz suçlu konumuna düşüyoruz. Artık olaylara müdahale etmekten korkuyoruz. Sonuçta olan bize oluyor çünkü. 2 yaşındaki çocuğun kulağını koparıp küpesini çalan adamı yakalayıp savcılığa teslim ediyoruz. Aradan 2 gün geçmeden savcılık serbest bırakıyor.
Devamý
Polislerin Yaşadıkları ilginç Olaylar
01. Ufak ÅŸeyleri dert etmeyin.
02. Kusursuz olamayacağınızı kabullenin.
03. Rahat ve ılımlı insanların çok başarılı olamayacakları düşüncesini bir yana bırakın.
04. Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüme etkisini göz önüne alın.
05. Sevgi kapasitenizi geliÅŸtirin.
06. Unutmayın: Öldüğünüz zaman yapılacak işler listeniz hâlâ dolu olacaktır.
07. Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin.
08. Birisine bir iyilik yapın ve kimseye bundan bahsetmeyin.
09. Bırakın ilgiyi başkaları toplasın.
10. İçinde bulunduğunuz ânı yaşamayı öğrenin.
11. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.
12. Sabır geliştirme egzersizleri yapın.
13. Sevgi elini önce siz uzatın.
14. Kendinize sorun: Bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?
15. Gerçeği kabul edin: Hayat âdil değildir.
16. Arada sırada canınızın sıkılması yararlıdır: Bırakın canınız sıkılsın.
17. Strese dayanma gücünüzü azaltın.
18. Haftada bir kez yürekten gelen bir mektup yazın.
19. Sık tekrar edin: Hayat acil bir durum değildir.
20. Zihninizde özel bir bölüm açın.
21. Her gün bir dakikanızı, minnettar olduğunuz birini düşünmek için harcayın.
22. Tanımadığınız insanların gözlerine bakın ve gülümseyerek merhaba deyin.
23. Her gün kendinize biraz sessiz zaman ayırın.
24. Yaşamınızdaki insanları minik çocuklar ve yüz yaşında ihtiyarlar olarak düşünün.
25. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.
26. Daha iyi bir dinleyici olun. Devamý
Huzurlu olmak için 100 öneri
Ali, uzun yıllar boyunca dedesinden bir hikâye dinleyerek büyümüştü. Hikâyede bir defineden bahsediliyordu. Define altınla dolu bir sandıktı. Ama bu sandığa ulaşmak öyle kolay değildi. Başka define hikâyelerinden farklıydı bu hikâye. Kâğıtların üstüne çizilmiş esrarengiz haritalar yoktu ortada. Altın sandığına ulaşmak için ilginç bir yol izlenmeliydi. Kırk iyilik yapmak gerekiyordu bunun için. İyiliklerin her birinin kırkar canlıya yönelik olması gerekti.
Ali, dedesinden dinlediÄŸi hikâyenin tesirinde öyle kalmıştı ki, dedesinin vefatının üzerinden yıllar geçmiÅŸ olmasına raÄŸmen, bunu unutmamıştı. Kararını vermiÅŸti; bu defineye ulaÅŸmak zor olsa da, deneyecekti. Üç yıl boyunca bu iyilikleri yapmak için çok uÄŸraÅŸtı. Kırk fidan dikti. Kırk çocuÄŸu giydirdi. Kırk hastaya baktı. Kırk yaÅŸlının iÅŸlerine koÅŸtu. Yaptığı iyilikler sayesinde etrafta çok sevilen biri olmuÅŸtu. O da bu durumdan memnundu. Adı yörede “Hızır Ali”ye çıkmıştı.
Tam otuzdokuz kez kırkar canlıya iyilik etmişti. Şimdi kırkıncı kez farklı bir iyilik yapmalıydı. Ama bir türlü aklına yaptıklarının dışında bir şey gelmiyordu. Haftalarca düşündü bulamadı. Sonunda gidip bir yol kenarına oturdu. Yoldan gelip geçen insanlara soracaktı. Ali, kime yapması gereken son iyiliğin ne olabileceğini sorduysa, ya onu deli sanıp cevap vermediler ya da yine yaptığı iyiliklerden birini söylediler. Ali, çaresizlik içindeydi.





